Türk müteahhitleri, yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde çıtayı yükseltiyor. Geçtiğimiz yıl yurt dışında 19.5 milyar dolarlık ihale üstlenen müteahhitlerin bu yılki hedefi ise 25 milyar dolara ulaşmak. Son iki-üç yıllık sürede iç piyasanın daralması sonucu hızla dış pazarlara yönelen ve bugün sayıları 300’e yaklaşan Türk müteahhitleri, artık katma değeri yüksek olan projelerle adından söz ettiriyor.
Dünyanın en büyük 3. müteahhitleri arasında yer alan Türk müteahhitleri, bugüne kadar 69 ülkede yaklaşık 105 milyar dolarlık 4 bin 200’ün üzerinde projeye imza attı. Bundan sadece 5 yıl önce 3.55 milyar dolarlık ihale alan Türk müteahhitleri, 2007 yılında rekor kırarak yaklaşık 19.5 milyar dolar tutarında proje üstlendi.
Yurt Dışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri Dairesi’nin verilerine göre, 2003-2007 yılları arasında üstlenilen projelerin ülkelere göre dağılımında, Rusya yüzde 21.6 oranıyla lider konumunda. Rusya’yı Libya (% 12,1), Katar (% 8,8), Kazakistan (% 7,3) ve Irak (% 6,1) izliyor. Bu dönemde göze çarpan diğer gelişmeler ise, Türkmenistan (% 4,9), Romanya (% 4,4), BAE (% 4,0) ve S.Arabistan’da (% 3,9) yaşanan canlanmanın yanısıra Afganistan (% 2,9), Ürdün (% 2,6), Azerbaycan (%2,3), Umman (% 2,3), Fas (% 1,9), İrlanda (% 1,6), Ukrayna (% 1,5), Tunus (% 1,1), Bulgaristan (% 1,0), İran (% 0,9) ve Gürcistan’ın (% 0,8) yeni pazarlar olarak ortaya çıkması.
Türk şirketleri, geleneksel pazarları olan Orta Asya ve Ortadoğu dışında Finlandiya, İrlanda gibi kuzey Avrupa ülkelerinden, Cibuti, Gana, Mali gibi kara Afrikası ülkelerine kadar onlarca ülkede halen inşaat faaliyetlerini sürdürüyor. Bu dönemde üstlenilen işlerin yüzde 44’ünü yapı işleri, yüzde 25’lik bölümünü ulaşım ve yaklaşık yüzde 15’lik kısmını ise endüstri projeleri oluşturuyor.
Daha önceleri küçük ölçekli ve emek yoğun teknoloji ile çalışan müteahhitlerimiz, artık daha az sayıda ancak daha büyük ve entegre projeler üstlenmeye başladı. 2003-2007 yılları arasında üstlenilen 58 milyar dolar değerindeki projelerin yaklaşık yarısını 200 milyon doların üzerindeki projeler oluşturuyor. Proje sayısında bir düşüş olmasına rağmen toplam proje bedeli yükseliyor. Kısacası Türk müteahhitleri, artık katma değeri yüksek olan projelerle ilgileniyor.
Küresel rekabet gücü patlaması
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren, yurt dışı müteahhitlik hizmetleri açısından 2000–2007 dönemini “küresel rekabet gücü patlaması” olarak tanımlıyor. 2001 ekonomik krizinden sonra yurt dışı müteahhitlik iş hacminin 5 yılda yaklaşık 12 kat artarak 2007 sonunda 19.5 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Eren, bu hızlı gelişmede rol oynayan faktörleri ise şöyle özetliyor: “Türkiye’nin coğrafi konumu Türk müteahhitlerine Asya, Afrika ve Ortadoğu pazarlarındaki faaliyetlerinde önemli lojistik avantajlar sağlıyor. Son yıllarda petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki yükselme paralelinde yakın çevremizde yer alan ve Türk müteahhitlerin deneyim sahibi oldukları pazarlardaki iş fırsatları artıyor. Hem kamu altyapı yatırımlarının azalması hem de aşırı düşük teklif sorunu nedeniyle yurt içindeki iş yapma olanakları daralan büyük müteahhitlik firmaları, yurt dışındaki iş fırsatlarını daha yakından takip etti ve değerlendirdi.”
Halen yurt dışında hizmet veren 300’e yakın Türk müteahhidin bulunduğunu söyleyen Eren, bu sayının AB üyesi ülkelerin yurt dışında faaliyet gösteren toplam müteahhit sayısından daha fazla olduğuna dikkat çekiyor. Ancak yurt dışında faaliyet gösteren müteahhitlerin sayısının tek başına bir övünç vesilesi olamayacağının, hatta çoğu zaman yurt dışındaki uzman çevrelerce kuşkuyla karşılanabildiğinin altını çizen Eren, “Asıl önemli olan, müteahhitlik firmalarının yurt dışında faaliyet gösterecek yetkinlikte olup olmadıkları, sadece fiyat odaklı değil, kalite ve verimlilik odaklı rekabete ne ölçüde hazır olduklarıdır. Bu açıdan bakıldığında, firmaların örgütlenme düzeyi, mesleki deneyimi, finansal, teknik ve teknolojik kapasiteleri, beşeri sermaye kalitesi gibi faktörler son derecede önemli. Halen yurt dışında faaliyet gösteren Türk müteahhitlik firmalarının önemli bir bölümünün bu kriterler açısından yeterli olmadıkları bir gerçektir. Bu tür firmaların, sonuçları itibariyle hem ülkemizi hem de nitelikli firmaları büyük kayıplara uğratan en önemli zafiyeti, gücünü kaliteden ve verimlilikten alan bir rekabete yönelmek yerine fiyat kırmaya dayalı ve rasyonellikten uzak bir rekabet anlayışı içerisinde olmalarıdır. Günümüzde aşırı düşük teklif vererek ihale kazanan ve sonra işini yarım bırakarak ortadan kaybolan müteahhit tipi, maalesef sektörümüzün yurt dışındaki önemli sorunlarından biri haline geldi” diyor.
Entegre ve büyük ölçekli projeler
TMB Başkanı Erdal Eren, son iki-üç yıllık sürede müteahhitlik firmalarının yurtdışına yönelmelerinin önemli ölçüde hız kazandığını belirterek, müteahhit profilini iki farklı gruba ayırıyor. Bunlardan birincisinde, yurt dışında faaliyet gösterecek müteahhitlere herhangi bir akreditasyon sistemi uygulanmamasından yararlanan, mesleki yetkinliği tartışmaya açık ve fiyat kırarak iş almayı alışkanlık edinmiş firmalar bulunuyor. İkinci grupta ise, yurt içindeki iş olanakları, bir yandan yatırımların azalması diğer yandan aşırı düşük teklif sorunu nedeniyle daralmış olan ve çoğunlukla altyapı alanında faaliyet gösteren nitelikli müteahhitlik firmaları yer alıyor.
Eren’e göre, yurt dışında daha önceleri çoğunlukla küçük ölçekli ve emek yoğun projeler gerçekleştiren müteahhitlerimiz, artık daha az sayıda, ancak daha yüksek katma değerli, entegre ve büyük ölçekli projeler üstlenmeye başladı. 2000-2007 arasındaki dönemde, konut projelerinin, 70’li yıllarda yüzde 32 ile birinci sırada yer alan payı yüzde 8.31 ile dördüncü sıraya geriledi. En ön sıralarda yer alan proje türleri ise yol/köprü/tünel (%14.24), havaalanları (%12.12), ticari merkezler (%10.83), boru hatları (%8.32), konut (%8.31), sanayi tesisleri (%7.50), elektrik santralleri (%6.55), petro-kimya tesisleri (%5.04) ve sosyal/kültürel tesisler (%4.73) oldu. Bazı firmalar da, uluslararası havaalanı, demiryolları ve kentsel metro sistemleri gibi proje türlerinde uzmanlaşmaya başladı.
Eren, Türk müteahhitlerinin mevcut pazarlarda payının arttığını ve yeni pazarlara da açıldığını belirterek, “Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere petrol zengini ülkelerdeki çoğalan iş fırsatları paralelinde müteahhitlerimizin bunlardan yararlanma düzeyinin çok hızlı bir yükselme trendi içerisine girmiş olması bizi memnun ediyor. Bu gelişmelerin ışığında, mevcut pazarlardaki payımızı arttırmaktaki ve yeni pazarlara açılmaktaki yüksek temponun sürdürüleceğine inanıyorum” diyerek yurt dışı müteahhitlikte 2008 için belirledikleri 25 milyar dolar hedefine ulaşacaklarını vurguluyor.
Fiyat kırmak yerine işbirliğine gidilmeli
TMB Başkanı Erdal Eren, müteahhitlerimizin iş yaptıkları ülkelerin çoğunluğunun batılı firmalarının gitmekte tereddüt ettikleri, siyasi ve ticari risklerle dolu istikrarsız ülkeler olduğunu da hatırlatıyor. Bu ülkelerde iş yapan yabancı rakiplerin, devlet destekli ve etkin işleyen siyasi ve ticari risk sigortalarından yararlandıklarını, Türk müteahhitlerin ise bunlardan yoksun olarak ve can güvenliği dahil çok ciddi riskleri göze alarak faaliyetlerini sürdürdüklerini kaydediyor.
Eren, bu nedenle sektörün gündeminde uzunca bir süredir varolan “teminat mektubu” sorununun acilen çözülmesi gerekliliğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu dış tehditler karşısında devlet tarafından yapılması gerekenler olduğu gibi inşaat firmaları olarak yapmamız gerekenler de var. Bunlardan birincisi, mali yapımızı gereğinde şirket evliliklerine de yönelerek güçlendirmektir. İkincisi, şeffaf bilanço yapmak ve uluslararası düzeyde kabul görmüş yabancı mali müşavirlik şirketlerinden “auditing” hizmeti almaktır. Hepsinden daha önemlisi ise, özellikle yurtdışında birbirimizle işbirliği yerine kıran kırana rekabet etmek, zarar edecek fiyatlarla iş almak ve o ülkelere sermaye ihracı yapmak hastalığımıza çare bulmaktır.”